armaganekici@gmail.com

Çarşamba, Haziran 16, 2004

Jacques Tati için bir parantez

Tati

Bir başyapıt ortaya koymak için sizce “hakkaniyetli” bedel nedir? Jacques Tati, Playtime‘ı bitirebilmek için bütün kişisel servetini, bütün filmlerinin haklarını, oturduğu evi yitirmiş. Filmler, neredeyse boş selüloid fiyatına satılmış; açık arttırma ilanı burada. Sonraki çalışmaları da bir yandan bozulan sağlığıyla, bir yandan olmayan finansman kaynaklarıyla boğuşarak tamamlanmış.

David Bellos’u Yaşam Kullanma Kılavuzu‘nun yetkin İngilizce çevirisi ve eş derecede güçlü bir Georges Perec biyografisiyle tanırdım, meğerse “alnından öpülesi Fransızlar"ın biyografisini yazmak gibi bir alışkanlığı varmış galiba. Bellos imzalı, 1999 tarihli Jacques Tati biyografisinde olağanüstü bir sahne var: Tati, son filmi Parade için alıcı ve dağıtıcılarla bir akşam yemeğinde, Londra’da. 1950′den beri kravat dediğimiz aksesuarla selamı sabahı kesmiş olan, ayrıca, lüks restoranların adab-ı muaşeret kurallarıyla dalga geçmeyi pek seven Tati, filmi uğruna bu iki unsura birden maruz kaldığı bu ortamda kendisine tatması için sunulan şaraptan bir yudum alıyor, sonra:

“(Tati’nin) yüzü morarmaya başladı, sandalyesinde rahatsız bir biçimde kıpırdadı, kendi boğazını tuttu, ayağa kalkmak ister gibi göründü, kaskatı kesilmiş gibi yaptı, sandalyesini devirdi ve boylu boyunca, sırtüstü, yere düşüverdi. Felaket! Şarap o kadar kötü müydü? Yoksa yine bir kalp krizi mi geçiriyordu? Restoran müdürü ambulans çağırmak için koşarken Tati yüzünde büyük bir sırıtmayla ayağa kalktı. Tati ateşle oynadığını biliyordu herhalde; o günlerde gerçekten de her an düşüp ölebilecek haldeydi.”

Ah, o ölümle göz göze dururken bildiklerini okumaya devam eden karakterler: meraklısı bilir, Doğu-Batı Divanı ile Ağırlaştırıcı Sebepler Divanı onlarla dolup taşıyor.

0 yorum:

Etiketler