armaganekici@gmail.com

Perşembe, Nisan 13, 2006

Gödel, Escher, Bach'tan bir bölüm

Bir zamanlar, Barış Özel ile birlikte Douglas Hofstadter'in Gödel, Escher, Bach'ını çevirmeye girişmiş, kendi hızımızda (Tosbağa) epey ilerlemiştik de. Fakat Akhileus daha hızlıydı, hüsrana uğradık. Şeytanın Sözlüğü (Ambrose Bierce), benzer bir şekilde elimde patlayan ikinci proje oldu -- bu çeviri çalışmasının bir kısmı Geceyazısı'nda, bir kısmı Kitap-lık'ta günışığına çıktı neyse ki. Şimdi bakıyorum da, G. E. B. bölümlerini de kendi bilgisayarlarımızın sabit disklerinde toz toplamaya bırakmamak daha doğru gibi geliyor; tadımlık, kısa bir bölüm:



*
**
*
*
*
*
**
*_*
*_ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _*
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *


Çağanoz Kanonu

Akhileus ve Tosbağa bir gün parkta dolaşırken rastlaşırlar.

Tosbağa: İyi günler, A. Efendi.
Akhileus: Bilmukabele efendim, bilmukabele.
Tosbağa: Ne güzel oldu seninle rastlaştık böyle.
Akhileus: Alın benden de o kadar.
Tosbağa: Ne de güzel bir gün yürüyüş yapmak için. Sanıyorum eve doğru uzanacağım ben birazdan.
Akhileus: Sahi mi? Sağlık için yürüyüş gibisi yok zaten.
Tosbağa: Eh, seni de pek iyi gördüm bu günlerde.
Akhileus: Çok sağolun azizim. Sayenizde bu günleri görüyorum.
Tosbağa: Aman efendim, ne münasebet! Bir puro almaz mısın?
Akhileus: Siz de az zevksiz değilsiniz mirim. Bunların Hollanda’dan gelenleri pek tatsız oluyorlar diye düşünüyorum, siz ne dersiniz?
Tosbağa: Bak burada sana hak veremeyeceğim maalesef. Zevk dedin de, geçen gün nihayet en sevdiğin ressam M. C. Escher’in Çağanoz Kanonu’nu bir galeride gördüm; tek bir konunun hem geriye, hem de ileriye doğru kendi kendisiyle karışmasındaki güzelliği ve zekayı pek takdir ettim. Ama korkarım Bach’ı her zaman Escher’den daha üstün bulacağım.
Akhileus: Bilemeyeceğim. Fakat bir şey kesin ki zevkler ve renkler tartışılmaz. De gustibus non est disputandum.
Tosbağa: Deyiver bana, senin yaşında olmak nasıl bir şey? Senin gibilerin sırtını rahat ettirmek için yer yatağı daha mı iyidir yaylı yataktan?
Akhileus: Olur mu efendim, yaylılar gibisi yoktur.
Tosbağa: Valla benim için bunların hepsi bir…
Akhileus: Ben rahat etmek için keman çalarım efendim, keman; tümden değişik dünyalara götürür insanı.
Tosbağa: Aa, sen lir çalmaz mıydın?
Akhileus: Bakın bu benim eski bir dostumdur. Pek maskaradır, o yapar bu işleri. Oysa ben, üç metre yaklaşsam bir lire kanım çekiliverir doğrusu!

(Aniden, Çağanoz yerden bitiverir, heyecanla sağa sola yalpalayıp hayli takdire şayan bir şekilde morarmış olan gözünü gösterir.)

Çağanoz: Merhabaa! Merhabalaaar! Nasılız? Neler oluyor? Görüyor musunuz bu işi, şu gözümdeki şişi? Yaptı bunu terbiyesiz bir kişi. Peh! Hem de böyle güzel bir günde. Ben öylesine sürtüyordum parkta; Prag’dan yeni gelmiş dev gibi bir herif bana doğru yaklaşmaz mı? Ayı gibiydi maaşallah, siz deyin iki metre, ben diyeyim üç metre, elinde de bir lir, tıngırdatıyor. Ben de yaklaştım bu beye, yukarı uzanıp dizine dokundum, dedim ki, “Affedersiniz beyim, parkımızın huzurunu kaçırdınız Bohemya havalarınızla; Çek-i-Lir mi bu tantana?” Amaning! hiç şakadan anlamazmış meğer, bir afra bir tafra, küt! diye bir geçirdi, tam gözümün üstüne! Serde efendilik olmasa, kıstıracaktım bir tarafını kıskacıma, ama türümün kadim geleneğine uydum, gerisin geriye uzadım o ortamdan. Ne de olsa, bizler geriye doğru gidince, ileriye doğru gideriz. Genlerimize yazılmış bu, ne yapacaksınız, hep döner dururuz böyle. Genler dedim de, hep merak ederim, “Çağanoz mu Gen’den çıkar, Gen mi Çağanoz’dan” diye? Diyeceğim şu ki, “Gen mi Çağanoz’a girdi, Çağanoz mu Gen’e?” Her şeyi döndürürür dururum böyle, ne yapayım. Genlerimize yazılmış bu. Geriye doğru gidince, ileriye doğru gideriz. Ah dertli başım, ah şiş gözüm! Bana artık müsaade—bu güzelim günün tadına varayım. Çağanoz’un hayatı şerefine bir of çekin! TATA! ¡Ole!

(Ve geldiği gibi aniden yok olur.)

Tosbağa: Bak bu benim eski bir dostumdur. Pek maskaradır o, yapar bu işleri. Oysa bence, üç metrelik Çek’in lirine hiç yaklaşmamak daha doğrudur.
Akhileus: Aa, siz lir çalmaz mıydınız?
Tosbağa: Ben rahat etmek için keman çalarım efendim, keman; tümden değişik dünyalara götürür insanı.
Akhileus: Valla benim için bunların hepsi bir…
Tosbağa: Olur mu efendim, yaylılar gibisi yoktur.
Akhileus: Deyiverin bana, sizin yaşınızda olmak nasıl bir şey? Sizin gibilerin sırtını rahat ettirmek için yer yatağı daha mı iyidir yaylı yataktan?
Tosbağa: Bilemeyeceğim. Fakat bir şey kesin ki zevkler ve renkler tartışılmaz. De gustibus non est disputandum.
Akhileus: Bakın burada size hak veremeyeceğim maalesef. Zevk dediniz de, geçen gün nihayet sizin en sevdiğiniz besteci J. S. Bach’ın Çağanoz Kanonu’nu bir konserde dinledim; tek bir konunun hem geriye, hem de ileriye doğru kendi kendisiyle karışmasındaki güzelliği ve zekayı pek takdir ettim. Ama korkarım Escher’i her zaman Bach’tan daha üstün bulacağım.
Tosbağa: Sen de az zevksiz değilsin mirim! Bunların Hollanda’dan gelenleri pek tatsız oluyorlar diye düşünüyorum, sen ne dersin?
Akhileus: Aman efendim, ne münasebet! Bir puro almaz mıydınız?
Tosbağa: Çok sağol azizim. Sayende bu günleri görüyorum.
Akhileus: Eh, sizi de pek iyi gördüm bu günlerde.
Tosbağa: Sahi mi? Sağlık için yürüyüş gibisi yok zaten.
Akhileus: Ne de güzel bir gün yürüyüş yapmak için. Sanıyorum eve doğru uzanacağım ben birazdan.
Tosbağa: Al benden de o kadar.
Akhileus: Ne güzel oldu sizinle rastlaştık böyle.
Tosbağa: Bilmukabele efendim, bilmukabele.
Akhileus: İyi günler, T. Bey.


*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _ * _ _ _ *
*_ _ _*
*_*
**
*
*
*
*
**
*

0 yorum:

Etiketler